Mahmut Toptaş - Şifa Tefsiri ( bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

Hocamızın Hayatı

Hat sanatının çok güzel bir tablosunu padişaha takdim eden Hattat'a, Padişah yüz altm verince veziri a'zam "Efendim biraz fazla olmadı mı? Hattat onu altı günde hazırladı" demiş. Bunun üzerine padişah "hayır o eser altmış senenin mahsûlü" diye cevap vermiş. Yaptığımız her işte geç­mişimizin katkısı vardır.

1947 yılında Karamanın Göçer köyünde dünyaya geldim. Temiz ha­va, az ama temiz ve helal gıdayla büyüdüm. Ekmeğimizin hamuru gün­lük işe giden babamın almteriyle yoğrulurdu.

1959 yılında ilkokuldan mezun olunca yazın iki ay köyümüzde Kur'an öğrenmeye başladım. Aynı yılın güz mevsiminde Süleyman Hiîmi Tunahan hoca efendinin ilk öğrencilerinin açtığı Kur'an kursuna kaydet­tirmek için babam beni götürürken "Hadi göreyim seni, altı ayda Kur'ana mana vermelisin" demişti. Devlet emriyle yasak olduğu için Kur'an oku­masını öğrenemeyen babam, Kur'an okuyan ve okutanlara hizmet etmek­le okuyamamanm acısını dindirirdi.

Süleyman efendinin ilk öğrencilerinden Hafız Necati Öğüt, Müfti Abdurrahman Bengi, Mehmet çakır hoca efendilerden Emsile, Bina, Avamil, Maksud, İzhar, Kafiye, Nurul izah, kuduri, Telhis, Menar, İsoğuci, Alaka gibi kitapları okudum.

Daha sonra imam hatip okulunu hariçten bitirerek bugüne kadar beşyüzbinin üzerinde mezun veren dünyaya islam nizamını tatbik etmek üzere yürüyen ordulardan biri olan "imam hatipliler" ordusuna katıldım.

On yıllık dostum, arkadaşım, yalnız içtiğimiz su ayrı giden kardeşim Muzaffer Can hoca efendinin kız kardeşi Havva hanımla evlenerek dost­luğumuzu akrabalığa çevirdik.

Muzaffer Can hocayla birlikte, Ahmed Nainı'le Kamil Miras hoca efendilerin terceme ve şerh ettikleri "Tecridi sarihi", Bediuzzeman'ın Ri­salelerini, Mevdudi'nin, Seyyid Kutubun, Hasan el Benna'nın terceme edilip yayınlanan ilk eserlerini çölde ciğerleri yanan insanın su içişi gibi içiyorduk. Sonrada şu anda Karamanda güzel hizmetlerde bulunan in­sanlara haftada bir gün özetliyorduk.

1973 yılında İmam-Hatiplik görevinden istifa ederek Fransa'ya çalış­maya gittim. Bir buçuk sene kaldım. İzin için Türkiye'ye geldiğimde üni­versite imtihanlarına katıldım. Konya Yüksek İslam Enstitüsünü kazan­dım. Fransada işçi olup para kazanmayı İslam Enstitüsü talebesi olmaya tercih ettim.

İlk sene talebe derneği başkanlığına seçildim. 1979 yılında Enstitü bi­tince Mersin'in Mut kazasına vaiz olarak atandım. O yıl diyanet işleri başkanlığının açtığı iki yıllık Haseki eğitim merkezi imtihanlarına katıl­dım ve yirmi yedi ay Haseki eğitim Merkezinde Türkiyenin değerli hoca­larından Mehmet Savaş, Halil Gönenç, Ahmet Muhtar Çınar hoca efendi­lerden Arapça, tefsir, hadis, fıkıh dersleri aldım,

Hasekide derslere devam ettiğim 1981-1982 yılları, oniki eylül hükü­metinin ağırlığını hissettirdiği yıllardı. Üniversite öğrencileri akşamları belirli bazı salonlarda ve camilerde kendilerine ders vermemi istediler. İki yılım gündüzleri ders alarak, akşamlan ders vererek geçti.

Hasekiden sonra bir buçuk yıl Balıkesir'in Edremit kazasında vaiz olarak görev yaptıktan sonra İstanbul beni geri çekti.

1984 yılından beri İstanbuldayım. Siyasal bilgiler fakültesi, Hukuk fakültesi, Cerrahpaşa tıp fakültesi öğrencilerine ayn ayrı haftada birer gün yaptığım derslerde, öğrenciler tarafından sorulan sorular, karşılıklı görüşme, konuşma ve sohbetlerle üniversite gençliğinin sorunları beni Kur'andan çareler aramaya yöneltti. Verdiğim cevaplar Kur'ana dayalı ol­ması nedeniyle Müslüman cemaatların hepsinin öğrencileri bu derslere katılıyorlardı.

Ayn ayrı durdukları halde camiinin kubbesini taşıyan dört direk gibi islamı yirmi birinci asra ayrı ayn omuzlarda taşıyan bu müslüman cema­atların her birinin güzelliklerinden yararlandım. Talebe hareketlerinin içi­ne başkan olarak katıldım.

İstanbul üniversitesi, Marmara üniversitesi, Yıldız üniversitesi, Boğa­ziçi üniversitesi öğrencilerinden bir kısmına dersler ve sohbetler yaptım derslere gelen emekli subay ve polislerle dostluklar kurduktan sonra Özel­de Türkiyenin, genelde dünyanın şartlannı öğrenip Kur'andan çareler aramaya başladım.

Müslüman cemaatlarımızdan elde ettiğim özellikler, resmi okullarla resmi olmayan medreselerden aldığım bilgiler, Hakkarideki askerliğim­den Avnıpadaki işçiliğime kadar edindiğim tecrübeler bana Türkiyenin ve dünyanın şartlannı öğretti. Kur'anı Kerim'de çarelerini öğretti.

Tefsir derslerine başlamadan önce bu ön hazırlığımı yeterli görmeye­rek yeniden ön hazırlık yaptım ve şu eserleri hazırladım:

1) Tefsir usulü ve fıkıh usulü kitaplannı okuyarak "Kur'anı anlama yolu" isimli kitabımı yayınladım.

2) Tecvid kaidelerim, harflerin özelliklerini, vakf ve ibtida yerlerini öğrenmek için Cezeri'nin "Mukaddime"sini terceme ve şerh ettim.Ancak kıraat ilminin ehli olmadığım için bu terceme ve şerhi yayınlamaktan edeb ettim.

3) Imani konularda hataya düşmeyeyim diye Akaid kitaplarını okuya­rak "Allah'a iman" kitabımı yayınladım.

4) Ayetleri hadislerle tefsir ederken hata etmiyeyim diye hadis usulü kitablarını okudum. Beykuni'nin manzumesini terceme ve şerh edip ya­yınladım.

5) Arapça sarf ve nahiv konusunda iki eseri yayına hazırladım. .

6) Kur'anda geçen kelimelerin Türkçe karşılıklannm da en yakın ve en güzelini bulmaya çalıştım. Kelime hazinemi iki dildede genişletmeye çalıştım ve Türkçe-Arapça Arapça-Türkçe lügat hazırlayıp yayınladım.

Bütün bu hazırlıklardan sonra tefsir derslerine başladım.

Rivayet ve dirayet tefsirlerini okuyup notlar aldıktan sonra konferans verir gibi derslerimi işledim. Haftada birgün (perşembe) 19.00-20.30 ara­sı bir buçuk saat diye başladım. Salon tefsir dersine gelenleri almaz hale gelince haftada iki güne çıkardım.

Metodum: Önce ayeti ayetle tefsir etmek oldu. Sonra sünnete müra­caat ederek Efendimizin yorumlarını verdim. Ayetlerin nüzul sebeplerini öğrenip günümüzde o sebebe benzer olaylar göstermeye çalıştım.

Firavun'un, Nemrud'un, şeytanın söyledikleri sözleri nakleden ayetle­rin tefsirinde günümüzde bu sözleri 'kimler nasıl söyler, nerede söyler bunları açıkladım.

Ahkam ayetlerinin tefsirinde fıkıh kitaplarının açıklamalanm verdim. Çağımızın hukuki sorunlarına dikkat çektikten sonra İslam hukukunun üstünlüğünü Örnekleriyle açıkladım.

Tefsirin başına yararlandığım eserlerin fihristini çıkarmak içimden geçti. Ancak iki sahifelik makaleye elli eserin fihristini vererek okuyucu­nun önüne yem atar gibi işi istismar edenlere benzememek için, eserin içinde yararlandığım yerleri belirtmeyi tercih ettim.

Dil olarak: Çocukluğumda çokça okuduğum Yunus Emre, Karacaoğlan çizgisindeki şairlerin şiirleri olduğundan ve yetiştiğim çevre az bo­zulmuş Orta Asya Türkçesi kullandığından herkes tarafından anlaşılır bir dil kullanmaya çalıştım.

Atasözü haline gelmiş ayetlere dikkat çektim.

Şairlerin şiirle terceme ettiği ayetlerin tefsirinde bulabildiğim şiirleri aynen verdim.

Sinesi "Sina" olan gönül sultanlarının uzun sözleri kısaltan misal ve hikayelerinden yararlandım.

Başka sistemlere İslam'ı uydurmak için asılıp sündürülen ayetlerin gerçek manaları verilirken bâtıl-sistemlere de gereken cevap verilmiştir.

Batıl sistemlerin savundukları kötü fikirlerin daha önce şeytan, Fira­vun, Ad, Semud, Hamân vs. tarafından söylendiğini isbat ederken, müs-lümanlann kafirlere ait fikir ve felsefe kitaplarını okuyarak zaman israfı­na uğramamaları için Kur'anda bildirilen kafirlerin önderleri ile çağdaş küfür önderleri arasındaki benzerlikleri göstermeye çalıştım.

Dünyada etkileri devam eden çağdaş müfesşiflerimizden yararlan­dım. Ancak bu tefsir kitapları da yirmibeş sene öncesine aittir. Kur'an ayetleri çağlan yaratan Allah'a ait olduğu için her çağa hitap eder. Müfes-sirler ise çağının çocuğu olduğundan çağının kültür sütünü emdiğinden tefsirleri de çağlarına aittir. Çağları delebilen müfesirlerimiz eksik değil­dir. Ama azdırlar.

Tefsirimde dinleyenlerimin ve okuyanlarımın ikibinli yıllarda İslam dünyasının öncülerinden olurlar ümidi ile tarihden felsefeye. Akaidden aileye, evlerin ve gönüllerin kapılarını çalma adabından devlet yönetme­ye, uluslararası hukukdan kurgu bilime kadar her sahada Kur'anın nuru doğrultusunda bilgi vererek ilmi dirayete medeni cesarete sahip insanlar olmalarını hedefledim.

"Selefi" kardeşlerimizle "Sufı" kardeşlerimiz arasındaki ihtilafların, kullandıkları kelimelerde olduğunu Öz'de ihtilaf olmadığını örnekleriyle açıklamaya çalışdım.

Hukuki, Sosyal, Siyasal,Ekonomik, Ahlaki, Ferdi, Ailevi, Yönetim, Üretim Tüketim........v.s. hastalıklarımıza şifa olur inancı ile adını "İsra suresi"nin seksen ikinci ayetinden ilham alarak "Şifa Tefsiri" diye isimlendirdim.

Benimde sizden isteğim en az beş kişi toplayarak haftada bir gün tef­sir dersi yapmanızdır. Bu beş kişi eşiniz çocuklarınız olabilir. Dükkan komşularınız, daire, kışla, karakol herhangibir işyeri arkadaşlarınız ola­bilir. Bir dersde en az on ayetin tefsiri okunmalı ve amel edilmeli.

Faydasının yaygınlaşması için dileyen her mümin, benden izin alma­dan yayınlayabilir. Hiç bir hakkı mahfuz değildir.

Mahmut Toptaş

 

Şifa Tefsiri'ni indirebileceğiz adres :

 

http://www.ikraislam.biz/index.php?ind=downloads&op=download_file&ide=13&file=http://dosyalar.ikraislam.biz/toptas/sifatefsiri.rar

Yorum Yaz